Tayland' ta birinci olmak

Tayland' ta birinci olmak

Bu yıl 13'üncüsü yapılan Phang Nga Bay Regatta’ya Türk yelkenciler damgasını vurdu. Dümende Selim Kakış, Bahar Şen, Ebru Arıkan ve Sevinç Kuyaş, Farr 43 model Switchblade adlı teknede, ekip arkadaşları ile dört gün boyunca mücadele ederek, birincilik kupasını kaldırdı.

Rüyada görsem inanmazdım

3-7 Şubat 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen Phang Nga Bay Regatta, Phuket Adası civarı Andaman Denızi'nde düzenlendi Bölgenin coğrafyası, kireç taşı (limestone) oluşumlu, irili ufaklı adacıkların yeşillikler ve kayalarla süslediği tabiat harikası bakmaya doyulamayacak güzellikteydi.

11 kişilik ekibimizde, biz dört Türk dışında iki Ingiliz, bir Norveç, bir Fransız, bir Avustralya, bir Alman, bir Tayland olmak üzere yedi ülke bir arada yarıştık. Bizim Türk takımı olarak ekibimiz, Olimpik yarışçımız Selim Kakış, Bahar Şen. Ebru Arıkan ve ben Sevinç Kuyaş'tan oluşuyordu. Üç bayan olarak 'Turkish Delight Ready to Race' (Türk lokumu yarışmaya hazır) başlığı ile günlük gazetelerinde fotoğraflarımızı yayınladılar ve daha sonra yarışlarda elde ettiğimiz dereceler basında duyuruldu Dört günlük yarış boyunca çok ilgi çektik. Anonslarda ve kupa törenlerinde sürekli Turkish Team' olarak adımızın geçmesi bizi çok gururlandırdı. Yerel basın, televizyon kanattan, canlı yayınlarda, röportajlarda bize yer verdi. Hayatımda yaşadığım en güzel duygulardan biri idi. Rüyada görsem hem de IRC sınıfında bu birincilikleri yaşayacağıma inanamazdım.

Yarışların başlamasından dört gun önce Phuket Adası'na vardık. Yarışacağımız teknenin sahibi Ingiliz Mike Dovvnfıeld bizi alanda karşıladı ve yerini kendisinin ayırttığı otelimize götürdü. Mike. 'International Yachtmaster Traıning' sertifikası taşıyan

'Sail in Asia' isimli yelken okulunun sahibi. Yelken okulu, yarış ve eğitimlerde kullandığı sayısız teknesi ve evi. Ao Yon Koyu'nda bulunuyor. Eğitimlerde ve yarışlarda kendisine yardım eden çok deneyimli, hayatı sularda geçmiş yardımcıları var. Öğlen saatlerinde vardığımız Phuket'teki birinci günümüzde, yol yorgunluğunu aşmak için ilk yaptığımız, karlar altında bıraktığımız İstanbul'a inat, kendimizi koşarak plaja atmak oldu. Sadece bir gün önce paltolar ve çizmelerle karla boğuşurken, burada cennet gibi koyda, sıcacık denizdeydik. Daha sonraki günlerde otelimizden servis ile 10 dakikada inanılmaz güzellikte kumu, plaj ve lokantası olan bu koya iniyorduk. Mike bizi yarışların başlayacağı güne kadar hiç yalnız bırakmadı, sürekli ilgilendi, gündüzleri yarış antrenmanı yaptık, takımın diğer üyeleri ile tanıştık. Takım olarak üç gün boyunca antrenmandaydık. İlk günkü çalışmamızda ben çok korktum, panik yaşadım. Tekne, IRC 1 sınıfında, eski; arma donanımı çok karışık geldi gözüme. Daha önce IRC 1 sınıfında MAT 12'de Göcek'te yarışmıştım ama bu backstay runner ve checkstay sistemi çok farklı geldi gözüme Antrenman günlerinde tesadüf hava biraz orta sert ıdı ve benim iyice korkmama sebep olacak, tamir gerektiren kopan parçalar oldu. Yelkenlerden yırtılan vardı. Backstay runner benim Türkiye'de hiç rastlamadığım bir detay. Sonradan çok hoşuma gitti. Yarış sırasında benim görevim arkada bunları ayarlamaktı. Mike. geceleri erken yatma alışkanlığı olduğu halde bize geç saatlere kadar lokanta ve eğlence mekanlarında eşlik etti, mükemmel ev sahipliği sergiledi. Bizi ilk gün Phuket Adası'nda sadece haftasonları kurulan gece pazarına götürdü. Bir daha öyle bir pazar cenneti göremeyeceğimizi bilsek kendimizi alışverişe daha fazla kaptırırdık. Her şey inanılmaz derecede ucuzdu. Yarışa çıkarken fazla çantalarımızı bırakabileceği de bilmiyorduk, onun için alışverişi hiçbirimiz abartamadık. Mike bizi inanılmaz lezzette ve ucuzlukta lokantalara götürdü, her seferinde tıka basa yedik ve 10 dolar civarında hesap ödedik. Onun bilgisinden yararlanarak en güzel ortamlarda bulunduk. Çok hoş sohbetlerimiz oldu, kendisi Tayland'a yerleşmeden önce uzun zaman Marmaris'te yaşamış. Türkiye'yi çok seviyor, hayranlık duyuyor ve tekrar gelmek için adeta can atıyor. Bizlerle beraber olmaktan çok keyif aldığı her halinden belliydi.

Gel git olayı

Tayland'da kaldığımız 15 gun boyunca, yarışın adalar arasında olması nedeniyle, sekiz kez otel değiştirdik. Yabancı uyruklu üst yöneticiler çözüm üretmese, sorunsuz bir şekilde otele giriş çıkış işlemi yapmamız hiç mümkün olmayacaktı. Her yerde sorun yaşadık. TaylandlI yerli görevlilerin sınırlı yetkileri ya da inisiyatif kullanamamaları yüzünden, bize uç büyük kişi için bir oda, tek kişilik diğer oda şeklinde rezervasyon yapıp doğru odaya göndermelerini ve onun da sorunsuz çıkması bir türlü gerçekleşmedi. Sekiz kişi olarak her yarıştan sonra ayrı bölgede yem bir otele giriş yapıyorduk. Otellere varışımız da her seferinde başka maceraydı. Tayland'da genelde marinaların olmaması sebebiyle tekneleri açığa demirliyorduk. Otellere ulaşım, kayıklara, oradan da sahile suya atlayıp yürüyerek; balçık kumlardan kuru kumlara, daha sonra çimenlere sonra asfalt yollara, bazen yanlış oldu geriye, yeniden ileriye, bazen tuk tuk denilen yanları açık arabalara binerek, elimizde ağır çantalarımızla yorgunluktan ve kızgın güneşten (hiçbirimiz hafif olmayı öğrenememişiz) bitmiş halde sürünerek çantaları sürükleyerek gerçekleşiyordu. Tekneden sahile çıkışlarda ve dönüşlerde Türkiye'deki gibi marınaya yanaşma rahatlığı yok. En önemli engel, med-cezir olayının yarattığı dramatik su seviyesi değişikliği. Birkaç saat önce içinde dolaştığınız sulann bir anda yok olmuş görüntüsü insana dehşet veriyor.

Thumbnail

 

 

Haber Sahibi

Tarih

01 Mart 2010

Etiketler

2010