Fahrelnissa Zeid' in "Üç Kişilik Oyun"

Fahrelnissa Zeid'in "Üç Kişilik Oyun"

..bir portreyle kendinizi üç karakterin olduğu bir tiyatroda bulursunuz. Poz veren bir insan - model vardır, ressam vardır, bir de sadece modelin yüzüne bakarak değil, başka şeylere bakarak yaratmak zorunda olduğunuz üçüncü bir karakter."

Sergiye ve eserler hakkında detaylı bilgilere, sesli bir rehberli sanal turla ulaşmak mümkün. Tura, Dirimart sitesinden ulaşabileceğiniz gibi da resimden direkt olarak girebilirsiniz.

Türkiye’de modernizmin önde gelen isimlerinden Fahrelnissa Zeid’in gençliğinde yapmaya başladığı ve 1975’te Amman’a taşındıktan sonra hayatının son döneminde ağırlık verdiği portrelerinden bir seçki sunan "Üç Kişilik Oyun" başlıklı kişisel sergisi Dirimart'ta 26 Şubat’tan 5 Nisan’a kadar sürdü. Açılışa Fahrelnissa Zeid'in oğlu Prens Raad bin Zeid, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı S. Ekrem İmamoğlu gibi önemli isimler katıldı.

Fahrelnissa’nın 1960–1972 dönemi portreleri iki kategoride incelenebilir. Galericilerinin, onların ailelerinin ve arkadaşlarının yüzlerini ve gövdelerini resmeden portreler ve en yakınlarının yüzlerinin çok yakından betimlendiği psikolojik içerikli portreler. Madame Charles Estienne ve Maurice Collis’in portreleri ikinci kategoriye girer. Bu portrelerde modelin kişiliği sanatçının algıladığı biçimde figürün gözleriyle aktarılır, ten soyut bir yüzeye dönüşür, yüzler umulmadık renklerin üst üste gelmesiyle yeniden yapılanır. 

Fahrelnissa, 1949’da nüfuz sahibi eleştirmen Charles Estienne ile, Paris’teki ilk kişisel sergisini açan galericisi Colette Allendy sayesinde tanışır. Estienne’in 1952 tarihli aynı adlı karma sergiyle ilan ederek kurduğu Nouvelle École de Paris grubuna dahil olur, yedi yıl boyunca grubun ilk sergisi dahil pek çok sergisine katılır. Fahrelnissa bu dönem Paris’te dört kişisel sergi açar. Estienne soyut resmin coşkulu bir savunucusudur, grup da dönemin soyut tartışmalarının merkezindedir. Fahrelnissa Kandinski başta olmak üzere soyut üzerine çeşitli okumalar yapar, bu tartışmalara dahil olur, en önemli soyutlarını bu dönemde üretir. Sanatçı, eleştiri ve katalog yazıları, röportajlarıyla, ortak sergi projeleriyle kendisine uzun yıllar destek veren Charles Estienne’i ve karısını yaptığı portrelerle ölümsüzleştirmiştir. 

Döneminin Londra ve Paris’indeki çağdaşları Lucien Freud ve Francis Bacon’un portrelerini hatırlarsak, Zeid’in portrelerinin sanat tarihinin önde gelen isimleriyle benzer ifade biçimleri yakaladığını söyleyebiliriz. Madame Charles Estienne portresi Fahrelnissa Zeid'in portre sanatını anlatmakta çok kilit bir noktada. Bu portre soyut bir resme dönüşür, bu kişinin yüzü gerçekçilikten uzak, olmayacak renklerle resmedilir. Mavi saçlı mor gözlü kişi, Zeid’de uyandırdığı hislere göre tuvalde belirir. Madame Charles Estienne portresinde perspektifte kayma, oranlarda hatalar gözlemliyoruz, adeta geniş açılı bir mercekten bakıyormuş gibi özellikle gözlere yaklaşarak onları mavi, kırmızı ve morları resmetmiş Fahrelnissa. 

Fahrelnissa’ya göre portre, “bir biçim değildir. Ondan çok daha kuvvetli, onun çok ötesinde bir şeydir. Bir portreyle kendinizi üç karakterin olduğu bir tiyatroda bulursunuz. Poz veren bir insan - model vardır, ressam vardır, bir de sadece modelin yüzüne bakarak değil başka şeylere bakarak yaratmak zorunda olduğunuz üçüncü bir karakter. Bu, modelin önceki hayatını, o biçimlerin, onun ifadesinin ötesinde keşfetme meselesidir, lakin bu kadar ileri gittiğinizde kendinizin de derinliklerine, bir kavrayışa ulaşırsınız. Günü, saati, ânı unutursunuz. Gizemli bir seyahate çıkarsınız” (İç Dünyaların Ressamı, s. 236-237).

Kaynak; Dirimart

 


Yazdır   e-Posta