Koleksiyona yeni eser

Koleksiyona yeni eser

Sevgili Hale Işık’ ın sergisinde gördüğüm ve çok etkilendiğim eseri Düğümler Serisi /Kral’ı gençlerle buluşturmak üzere MEF üniversitesindeydik. Öğrenci Konsey başkanımız Barış Özdemir’ in paylaştığı geri bildirimler den çok mutlu olduk. Sanatçıları üniversitemize davet ederek MEF’ liler le buluşturmak; Bir sanat tarihçisi eşliğinde düzenlenecek turlar ile koleksiyon da ki eserler eşliğinde dünya ve Türk sanatına olan ilgilin beslenmesi üzerine etkinlikler düzenlemek gibi planlarımı hayata geçirmek üzere motive oldum.

Hangar’da sonlanan ziyaretimiz de, Mimarlık 3. sınıf öğrencimiz Furkan Sarılıcan, bizlere yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgiler verdi. Camekanlı bölümde bienale aday eserler çıkabileceğini gördük. Oldukça etkilendik. Mimarlık fakültesi öğrencilerimizin çalışmalarının sergilendiği Hangar, ziyaretçilerini günlük hayatın vesvesesinden bir an olsun uzaklaştıracaktır.

Sevgili Hale Işık eserini asmak üzere yer ararken, canım babamın eserinin bu gençler de hayata bürünmüş, yaşıyor olduğunu görmek benim için başka bir duygusal boyut oldu, elbette. Karşılaştığımız gençlerin samimiyeti ve içten tebessümleriyle oradan ayrıldık.

Hale Işık bu eserin de içimizde ki karanlığa, gölgemize işaret etmektedir. Aşağıda kaleme aldığı yazısında  belirttiği, içsel ilişkimize rehber olacak bir kitap önerimle sizi sanatla sanatçıyla başbaşa bırakıyorum.

Kitap: Cem Mumcu “Gölgene sahip çık”

EBRU ARIKAN


DÜĞÜMLER SERİSİ / KRAL  -  İNSANIN YERYÜZÜNDEKİ TARTIŞMALI VARLIĞI VE İKTİDARI ÜZERİNE

Düğümler Serisi içinde yer alan ve 2012 yılında üretilmiş olan eser, insanın yeryüzüyle ilişkisinin hassas ve keskin dengesini, güç ve otoritenin dünya üzerinde bedenlenmiş varlığını merkezinde taşıyor.

Dünyayla kurduğumuz ilişki bizi tümüyle kuşatır.

İnsan varlığı ile ‘dünya’ arasındaki ilişki, görünenin ötesinde içsel bir ilişkidir. Yeryüzü, insan varlığının bir parçasıdır ve varoluşumuzu içinde bulunduğumuz bu dünyadan yalıtarak kavrayamayız. Yeryüzünde var olmaya başladığımızdan bugüne, doğayla sarsıcı bir ilişki kurduk. Bu zorlu ilişkinin bir ucundaki varlık, insan – üzerinde bulunduğu toprağa karşı güç, kudret, otorite ve iktidar üzerinden konum alarak meydan okur. Bu ilişkiyi karşıtların mücadelesi olarak okuyabileceğimiz gibi karşıtların birliği olarak da görmemiz mümkün.

Dünya,  üzerindeki insana bir barınak-sığınak alanı olduğu gibi, insan doğasının sınırsız arzuları doğrultusunda bir hükmetme alanıdır da.

Resimde bir gölge-hayvan, insana eşlik etmektedir. Aradaki sınırın belirsizleştiği, tanımlanamadığı bir eşliktir bu.  İnsan yeryüzünde bir ucuyla ilkel ve vahşi olana, bir ucuyla yüce olana geçişi mümkün kılan bir ‘ara-varlık’ olarak doğasının dayattıklarını izler. Gök ile yer arasında ayakta bir anıt olarak dikilen bedenin iktidarı, dünyanın işleyişi üzerinde söz sahibi olan, kuran ve yıkan, onu sürekli kendisinin ötesine taşıyan bir eylem içine çekilir.

Bu, yaşayan bütünün ağını dokuyan, düğümleri atan ve yaşayan bireyi kumaşa dahil eden şeydir.

Burada varlığımızın arzusu, dünyadaki egemenliği, kudreti, yapıcılığı ve yıkıcılığı, iyilik ve kötülük, aydınlık ve karanlık yeryüzü sahnesinde belirir bizimle birlikte.

HALE IŞIK

 


Resim: DÜĞÜMLER SERİSİ / KRAL


Yazdır   e-Posta